Demir yumruğumuzu hazır tutuyoruz

Başkan Recep Tayyip Erdoğan dün Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirilen Şehit Aileleri ve Gazilerle İftar Programı’na katıldı. Her ramazanda olduğu gibi bu yıl da ilk iftarı şehit yakınlarıyla yaptıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
Esasen biz, her bir ferdiyle ülkesinin, milletinin ve onu temsil edenlerin güvenliği için gerektiğinde canını ortaya koyacağını defalarca ispatlamış bir milletiz. Çanakkale’den Millî Mücadele’ye, bunun sayısız örneği mevcuttur. Son olarak da 15 Temmuz’da hep birlikte bu iradeyi gösterdik. Kıyam ve cihat, milletimizin genlerine işlemiş hasletlerdir. Barış ve huzur içinde yaşamayı ne kadar seviyorsak; mukaddesatımızı, değerlerimizi, ezanımızla sembolleşen inancımızı, bayrağımızla sembolleşen vatanımızı, tarihimizin en değerli mirası devletimizi ve vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini de o denli tavizsiz bir şekilde koruruz.
Elbette meselelerimizin çözümünde önceliği görüşmeye, konuşmaya ve uzlaşmaya veriyoruz. Bundan sonra da nefret dili, kavga ve gerilim yerine, karşılıklı saygıyı, hoşgörüyü ve diyaloğu esas almaya devam edeceğiz. Ancak uzattığımız elin havada kalması veya ısırılması hâlinde, demir yumruğumuzu daima hazır tutuyoruz. Geçmişte darbecilerden FETÖ’ye, emperyalistlerin maşası olan terör örgütlerine kadar, ülkemize yönelik saldırılara karşı gereken refleksi zamanında gösterememiş olabiliriz. Ama artık böyle bir Türkiye yok! Bugün, her alanda güçlü, kudretli, etkin ve nüfuzu geniş bir Türkiye var. Sadece vatandaşlarının değil, dünyadaki tüm mazlum ve mağdurların umudu hâline gelmiş, yıldızı parlayan bir Türkiye var. Artık kişi başına millî gelirin 15 bin doların üzerine çıktığı bir Türkiye var. Eskiden oyunlara gelen bir ülke iken, bugün bölgesinde ve ötesinde oyun kuran, kendisine yönelik sinsi ve kirli planları bozan çok farklı bir Türkiye var.

Değerli kardeşlerim, terörle mücadelede özellikle son 10 yılda elde ettiğimiz büyük başarıların arkasında işte bu gerçekler yatıyor. Güvenlik birimlerimizin, terörle mücadelede dünya literatürüne geçen başarıları sayesinde, meselelerimizi suhuletle çözmek için tarihi adımlar atma özgüvenine kavuştuk. Olayları artık tribünden seyretmiyoruz; binlerce yıllık kadim devlet aklının rehberliğinde, ülkemiz lehine olacak şekilde yönlendiriyoruz. Başkalarının gündemine hapsolmadan, kendi önceliklerimize göre tarihin akışını değiştiren politikaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Attığımız her adımı, Türkiye’nin ve Türk milletinin istikbali için atıyoruz. Ne yapıyorsak, ülkemizin kalkınması, ekonomik, siyasi ve sosyal olarak ilerlemesine engel olan zincirlerinden kurtulması için yapıyoruz. Bu yüzden milletimizden, özellikle de şehit yakınlarımızdan ve gazilerimizden, son dönemde yaşanan gelişmeleri bu perspektiften değerlendirmelerini istiyorum.

Ülkemizin 40 yıldır ağır insani ve ekonomik maliyetler ödediği bir sorunu suhuletle çözme imkânını görmezden gelmek, yok saymak veya bir avuç fanatiğin güdümünde kalmak, Türkiye gibi bir ülkeye asla yakışmaz. Şundan hiç kimsenin şüphesi ve endişesi olmasın: Türkiye, sınırları içinde ve dışında terörle mücadelede sadece bölgemizin değil, dünyanın en güçlü, en kabiliyetli ve en dirayetli ülkesidir. Eğer verilen sözler tutulmazsa, süreç oyalamaya, saklamaya, göz boyamaya ya da isim değiştirip bildiğini okumaya dönüşürse, günah bizden gider. Hâlen devam eden operasyonlarımızı, gerekiyorsa taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmadan, son teröristi bertaraf edene kadar sürdüreceğiz. Biz bu bölgenin hancısıyız; terör örgütlerini destekleyen emperyalist güçler ise yolcudur. Binlerce yıldır buradaydık, ilelebet burada olacağız.
Yarın, terör örgütlerini destekleyen güçlerin çıkarları değişip bölgeden çekildiklerinde baş başa kalacağımızı kimse unutmasın. Bölgemizde 200 yıldır oynanan oyunu bozma fırsatını heba edenler ve sabır gösterenler, er ya da geç bunun hesabını vereceklerdir. Millî meselelerde unutmayın, millî duruş esastır. Ülkenin ve milletin menfaatleri, her türlü hesabın üstündedir. Birkaç marjinal grup dışında, terörsüz Türkiye girişimi milletin ve siyasetin kahir ekseriyeti tarafından müspet karşılanmış, sahiplenilmiş ve desteklenmiştir. Bunu, büyük bir kazanım olarak görüyoruz. Asırlık eksikleri tamamlayarak, son 22 yılda ülkemizi eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma kadar her alanda çağ atlattık. Geriye kalan en büyük sorunlardan biri olan terörü, yurt içinde zaten bitme noktasına getirdik. Şimdi, sınırlarımızın ötesindeki yapılanmaları da tasfiye ederek, demokrasinin, hukukun, refahın, kalkınmanın ve hepsinden öte kardeşliğin asrı olacak Türkiye Yüzyılı’na güçlü bir başlangıç yapmayı hedefliyoruz.

BAŞINIZI EĞDİRECEK HİÇBİR ŞEY OLMAYACAK
Sınırlarımız içinde gerçekleştiremediklerini, sınırlarımız dışında başarmaya çalışarak Türkiye’ye diz çöktürmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakacağız. Kaostan, kandan ve gözyaşından beslenenler, kazın ayağının hiç de öyle olmadığını görecek. Terörsüz Türkiye hedefimizi hayata geçirdiğimizde, artık bu ülkenin önünde kimse duramayacak. Altını çizerek tekrar ifade etmek isterim ki: Yıllardır bu milletin iliğini kemirenler kaybedecek, kazanan 85 milyon olacak. Kazanan demokrasimiz olacak, ekonomimiz olacak, kardeşliğimiz olacak. Kazanan, pasaportunu taşımaktan her zaman şeref duyduğumuz Türkiye Cumhuriyeti olacak. Kazanan, aydınlık yarınlarımızın teminatı pırıl pırıl evlatlarımız olacak. Bu yüzden şehit yakınlarımıza sesleniyorum: Bu sürecin içinde, şehitlerimizin aziz ruhlarını muazzep edecek, sizleri başınızı yere eğdirecek hiçbir şey yoktur. Asla olmayacaktır. Yarım asra yaklaşan siyasi hayatımızın hiçbir aşamasında siyasi ikbal kaygısıyla hareket etmedik, etmeyiz. Mesele Türkiye olduğunda, Türkiye’nin geleceği olduğunda ne yapılması gerekiyorsa, onu yapmaktan asla çekinmedik. Sizlerden, provokatörlere prim vermemenizi, devletinize ve hükümetinize güvenmeye devam etmenizi özellikle rica ediyorum.

Şehit yakınlarımıza ve gazilerimize sağladığımız imkânların en yakın şahidi sizlersiniz. Tek söyleyeceğim şudur: Ne kadar uğraşırsak uğraşalım, sizlerin hakkını, şehit ve gazilerimizin fedakârlığını asla ödeyemeyiz. Millet olarak, göğüslerini vatanlarına, topraklarına siper etmiş evlatlarımıza, yavrularımıza olan minnet duygularımızı burada bir kez daha ifade ediyorum. Şunu lütfen bir an olsun unutmayınız: Şehitlerimiz, şehadet şerbetini içene kadar sadece sizlerin çocukları veya eşleriydi. Ama bugün artık bizim de evlatlarımızdır. Şehitlerimizin geride bıraktığı siz aileleri, yetimleri ve öksüzleri aynı şekilde bize ve milletimize emanettir. Bugüne kadar bu emanetlere samimiyetle sahip çıktık. Yarın da şehitlerimizin emanetlerini ve uğruna fedai can eyledikleri mukaddes değerleri baş tacı etmeyi sürdüreceğiz.
HİKÂYELERİ KALPLERE KAZINMIŞ BİR DESTAN
Başkan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, şehit aileleriyle buluştukları iftara ilişkin sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “İlk iftar soframızda şehitlerimizin kıymetli aileleriyle buluştuk. Her bir kahraman evladımızın hikayesi, kalplerimize kazınmış bir destan. Vatan sevgisiyle atan yüreklerini, canlarını bu topraklara feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevdiklerine sabır diliyor, gazilerimizi minnetle anıyorum.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”